Coronavirüs Salgınında Ruh Sağlığınıza Özen Gösterin

Paylaş:

Sosyal mesafe önlemleri, okul ve iş yerlerinin kapanmaları ve şirketlerin evden çalışma sistemine geçmeleri gibi uygulamalar, yeni bir gerçeklik ile yüzleşmeye neden oldu. 

Sosyal varlıklar olduğumuz, insanlara yakın olup bağ kurmayı sevdiğimiz ancak bu davranışımızı değiştirmek zorunda kalmanın ve  izolasyon sürecinde olmak yalnızlık  hissi yaratmaktadır. 

Yaşam durmuş gibi hissetsek de, hayatımıza nasıl devam edebileceğimizi öğrenebilir ve belli bir bakış açısını da koruyabiliriz.

Hazırlıklı olmak, sakin kalmak ve başkalarının sağlığını kontrol etmek ile özbakım uygulamalarında bulunmak tarihteki bu zorlu anı aşmanıza yardımcı olacaktır. COVID-19’un geçici bir hastalık olduğunu ve hayatın tekrar normale döneceğini unutmayalım.

Coronavirüs salgınında ruh sağlığınıza iyi bakmanızı sağlayacak bazı ipuçları aşağıdadır.

Kaygınızı Kontrol Altına Alın

Kaygı bozukluklarına sahip olan ve olmayan pek çok insan kaygılı hissediyor.

Kaygının gelecekte olabilme ihtimali olan bir konuda derin düşünmek ve endişe beklentisi olmaktadır. “Virüs, göremediğiniz bir virüs olduğu ve yeterince insan test olmadığı için, taşıyıcıların kim olduğunu bilmiyorsunuz ve bu nedenle diğer insanlar, dokunduğunuz şeyler ve gittiğiniz yerler konusunda aşırı ihtiyatlısınız ve bu da daha fazla kaygı yaratıyor çünkü gerçek bir tehlike olmasına karşın virüse dair belirsizlikler ve bilgi eksikliği kaygıya sebep oluyor.”

Başkalarının kaygılı olduğunu görmek de endişe düzeyini arttırıyor.

 Kaygı bulaşıcıdır. Yanınızdaki birisinin panik yaptığını ve ‘Dünyanın sonu geldi’ dediğini görürseniz, siz de kaygılanmaya başlarsınız çünkü kaygılanmayan birisi gibi hissetmek istemezsiniz.

Bu durum biraz da evrim süreciyle bağlantılı.

Örneğin, bir kabile açık bir arazide duruyorsa ve bir üyesi uzakta bir kaplan gördüğünü söyleyip koşmaya başlarsa, kabilenin geri kalanı da onu takip ederdi.

 Nasıl davranacağımız konusunda başkalarından ipuçları alırız. Coronavirüs gerçek bir tehdit olmasına karşın biraz metanetli olmamız gerekli: her şeyi yapamayacağımızı bilerek belirsizliği benimseyin ve yeni normal durumun yarattığı bu sınırlama içerisinde hareket edin.

Depresyon, anksiyete veya travma sonrası stres bozukluğu gibi ruh hastalıkları ile yaşayanlar, bu salgın döneminde daha da korunmasız hale gelebilirler. Bu nedenle özellikle ilaçlarınızı önceden alın.

Ayrıca terapistiniz ile online seanslar aracılığıyla görüşebilirsiniz.

Böylece güvende kalabilir ve tedavinizi sürdürebilirsiniz. 

Eğer salgın endişesini yönetmek çok zor hale gelirse, ruh sağlığı profesyonelleri ile bir acil durum planı yaratabilirsiniz.

Önce Kızın, Sonra Pratik Olun

Bu durum çileden çıkarıcı olduğu için kendinize günde 15 dakika kadar kızgın olma süresi tanıyın ve sonrasında bunu aşın.

Bu durumu bir kıyamet zamanı olarak görmeyin. Yeni normal olarak görün. Kendinize bu sınırlamalar altında nasıl yaşamak istiyorum sorusunu sorun. Eğer aileniz durumu körüklüyorsa onlarla konuşmayı da sınırlandırın ve 15 dakika kadar konuşup hayatınıza devam edin.

Bir felaket anında pozitif düşünmeyi söylemesi yapmasından daha kolay.

En iyi yollardan bir tanesi bilime güvenmek. Bilgi için resmi kurumların sunduklarına güvenin. Dünya Sağlık örgütünü takip edin.Haberleri izleyip sosyal medyaya bakmaktan kaçının çünkü buralarda gerçekler saptırılabiliyor, hatta abartılabiliyor. Kendinize bulaşıcı hastalık salgınlarının tarihimizin bir parçası olduğunu ve bunun da geçeceğini hatırlatın.

Ayrıca güncel kalabilmek için güvenilir haber kaynaklarını bir defa izleyin.

Yeni normlar gün aşırı değişiyorlar ve bu nedenle haberleri izleyin ancak yarım saat sabah, yarım saat akşam olmak üzere sınırlandırın. Böylece değiştirmeniz gereken bir davranış varsa bunu öğrenebilirsiniz. Bu karar üzerinde de tekrar düşünmeyin.

Eğer çocuklarınız varsa onların habere maruz kalma süresini sınırlayın çünkü bu bilgiler onlar için çok fazla gelebilir. Çocukların çevresindeyken hastalıktan konuşma konusunda da dikkatli olun.

Fazla paylaşmak, fazla felaket düşüncesine sahip olmak ve hatta ölüm hakkında şaka yapmak bile çocukları travmatize edebilir. Çocuklar için korkutucu bir zamandayız ancak bunu tarihteki bir şeyler öğrenilecek bir an olarak görebiliriz. 

Çocukların bu felaket döneminde ilgilenildiklerini, korunduklarını ve sevildiklerini hissetmeleri önemli.

Ayrıca onları çizme, yazma, günlük tutma gibi şeylere yönlendirerek duygularını ifade etmelerini sağlayabilirsiniz. Son olarak, çocuklar için bir rutin oluşturmak onlara bu kriz döneminde yardımcı olacaktır.

Bağlanmanın ve Meşgul Olmanın Yollarını Bulun

Eve kapalı kalmış yetişkin ve çocuklar için rutinlere bağlı kalmak önemli.

Mümkün olduğunca normal rutininize bağlı kalın. Yatma ve kalkma saatlerinizi koruyun. Evden çalışıyorsanız iş kıyafetlerinizi giyin. Etraf çok kalabalık değilse spor yapmak için bir süre dışarı çıkın.

Ayrıca evde kontrol edebileceğiniz aktiviteler konusunda yaratıcı olun.

Sizi rahatlatan ve size bir amaç veren aktiviteler seçin. Örneğin masa oyunları oynayabilir, okuyabilir, puzzle yapabilir veya banyoda vakit geçirebilirsiniz.

Aile ve arkadaşlarınızı aramayı günlük rutininiz haline getirin.

Başkalarını arayabilir, mesaj atabilir, video konferanslar yapabilirsiniz. Bu travmatik zamanda bağlanma ve topluluk hissini korumak umut verici olacaktır.

Zihninizi dağıtacak eğlenceli aktiviteler stres hormonu kortizolun düzeyini düşürürler ve serotonin, dopamin ve oksitosin gibi iyi hissetme hormonlarının salgısını arttırırlar. Bu nedenle çizgi film, komik filmler ve komedi şovları izleyerek gününüze biraz eğlence katın. Mizah ve eğlenceyi kullanmak duygusal baş etme yolarının en önemlisidir.

Paylaş:
Siz Yorumlayın Doktorumuz Cevaplasın
Benzer Yazılar